Arkadaşlarınızı davet edin Azbuz Toolbar Video V-kart Profilim Arama Yardım Çıkış Video V-kart Üye girişi Yeni üyelik Arama Yardım Benim de bir sitem olsun Sonraki site Sonraki site Azbuz Toolbar
Buradasınız: Azbuz --> yağmur ve endası --> kahvenin öyküsü ve faydaları
04 Temmuz 2009, Cumartesi
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
enda hülya


35
Manisa
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Kültür, Sanat ve Edebiyat
 
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] evlilik kurumuna saygı

[] YaKaMoZLaRLa BaŞBaŞa

[] çocuk gelişimi ve aile

[] aile içi şiddet
-->> Diğerleri
rss link
 
ADnet Reklamları
 
kahvenin öyküsü ve faydaları
Kategori: Sağlık

 
Kahvenin öyküsü

Geçmişte zaman zaman "siyah inci" veya "Müslümanların şarabı" olarak nitelendirilen kahvenin macerası Arabistan'da başlamıştır. Çekirdekleri ilk olarak, kahve ağaçlarının kendiliğinden yetiştiği Etiyopya'da kullanılmıştır. Çok eskilerden bu yana yöre halkının kahve çekirdeklerinden un yaptığı bilinmektedir. Kahvenin Etiyopya'dan sonraki ilk durağı Yemen'dir. Daha sonra Arabistan yarımadasının iç kesimlerine yayılmış, 1511'de Mekke'de Hayr Bey tarafından yasaklanmış, ardından büyük bir hızla Kızıldeniz ticaret yolunu izleyerek Nil vadisine ulaşmış, buradan da Kahire'ye girmiştir.

Avrupa'nın kahveyi keşfetmesi, bir bakıma bilimsel merakın ötesinde, Ortaçağ baharat çılgınlığının miras bıraktığı doymak bilmez iktisadi pazarı besleyebilecek yeni bir tüketim maddesinin keşfi anlamına gelmektedir. Yakınçağ Avrupasının haz dünyasına, farklı bir zevk kültürü armağan eden bu esrarengiz içecek, 17. yüzyıldan itibaren artık Doğu-Batı ticaretinin tıkanmaya yüz tutmuş dolaşım sistemine, ihtiyacı şiddetle hissedilen taze kanı sağlayabilecek potansiyele sahiptir.

Kahve ticareti, 17 ve 18. yüzyıllar arasında Avrupa'daki siyasi dengeleri belirleyen başlıca iktisadi ögelerden birisi olmuştur. İngiliz, Fransız ve Hollanda şirketlerinin birbirleriyle giriştikleri kıyasıya rekabet sonucu kahve üzerinden sağlanan zenginlik, artık Avrupa toplum hayatında bazı önemli dönüşümlere yol açıyordu.

Avrupa'da kahve içme alışkanlığının ilk yerleştiği merkez Venedik olmuştur. 1615'te Venedik'te açılan kahvehanelerin 1645'e doğru bütün İtalya'ya dağıldıkları görülür. Kahve 1644'te Marsilya'da, hemen ardından da Lyon'dadır. Fransa'nın iç kesimlerine doğru hızla ilerleyen bu önüne geçilemez alışkanlık, 1669'da Türk elçisi Süleyman Ağa tarafından Paris sosyetesine tanıtılır.

Kahve, tüketimin artması ile birlikte, ağaç fideleri Hollandalılar tarafından bugünkü adı Sri Lanka olan Seylan'a, Java Adası'na ve Amerika kıtasına götürülerek buralarda da yetiştirilmeye başlanır. Daha sonraları Orta ve Güney Amerika dünyada en çok kahve üreten bölge durumuna gelir...

Bize nasıl geldi?

Türklerin kahveyle tanışması 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Kanuni Sultan Süleyman dönemde, Yemen Valisi Özdemir Paşa'nın kahveyi saraya kabul ettirmesiyle kültürümüze yerleşen bu tat, Avrupa'ya da Türkler tarafından yayıldığı için uzun yıllar "Türk kahvesi" olarak anıldı. Zamanla Avrupalılar da kahveye kendi kültürlerinden bir şeyler kattı ve kahve için değişik ve hızlı çalışan makineler geliştirdiler. Espresso, cappucino, filtre ve granül kahve çeşitleri de böyle ortaya çıktı...

Kahve Osmanlı hudutları içinde önceleri "çiğ tane" olarak alınıp dibeklerle dövülüyor ya da el değirmenleriyle çekiliyordu. Türk kahvesinin günümüzde de en ünlü isimlerinden biri olan Kurukahveci Mehmet Efendi, kahveyi ilk kez dolaplarda kavurup değirmende döverek geniş çapta üretime geçen kişidir. Türklerle özdeşleşen kahve, kültürümüze o kadar yerleşmiş ki sabah kahvesinden önce yenilen altlık mahiyetindeki yemeğe "kahve altı" denilmiş. Zamanla kahvaltı olarak söylenilen, günün en önemli yemeğinin adı da buradan gelmekte. Asırlardır en güzel geleneklerimizden biri olan kahve içimi bugün bile her evde bir tören havasında gerçekleşir...

 

Kahvenin faydaları

Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir. Uyuşukluğu giderip enerji verir ve uyanık kalmayı sağlar. Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az diş çürüğünün olması, bir başka dikkat çekici araştırma sonucu.

Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler oluyor. Tüm vücut ani bir enerji akımı ile doluyor. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5 - 7 saat sonra azalmaya başlıyor. Tüm bu olumlu yönlerine rağmen kahveyi çok fazla tüketmemekte fayda var. Çünkü aşırı kahve tüketimi sürekli bir uykusuzluğa ve mide rahatsızlıklarına neden oluyor.

netbul.com

Etiketler : bilgi|dost|enda|kahve|yazı|yağmur ve endası
Yazının puanı: 4.6 (9 kişi) Yazıya puan verin :
Karma (+5) Yararlı
Bu yazıyı paylaş Bu yazıyı arkadaşına gönder
Azbuz
Facebook
Kimden (isim)Kime (e-posta)
enda hülya tarafından gönderilen tüm yazılar
Bu yazı 12/11/2007 tarihinde yayınlandı. 4966 defa görüntülendi.
YORUM BIRAKIN
şiir,edebiyat,müzik,mektup, | spor,sağlık,gezi, | hayatın içinden,gündem,herşey | kadın,aile ve çocuk. | ilmihal bilgileri | yağmur ve endası Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.
azbuz4